Aşk Oyunu


Tarihi yoktu sensizliğin kısır döngülerinin. Hiç yeri ve zamanı olmadı seni arayan bu gözlerin. Hep bir girdabın içindeydim. Aslına bakarsan bu bir oyundu... Oyunları sadece çocuklar mı oynar sanıyordun...

Saklambaç oynadık hatırlar mısın... Seni her köşe başında, her sokak lambasının altında, caddenin herhangi noktasında ve yere düşen yaprakların o hışıltılı seslerinde... Ben seni, gökkuşağının bittiği yerde... Ben seni, mavinin kırmızı bakışlarının tebessüm buyurduğu tende... Ben seni, bulabileceğim her yerde aradım durdum.. Gül kokuşlu rüyalarına bile bakmıştım oysa..sen saklanıyordun sanki...

Ya bir kuşun kanadındaydın, ya bir yıldızın yansımalarında yada parlayan bir yakamozda... Hani mecnun oldum çöllere düştüm, ferhat oldum dağları deldim... Bulamadım seni...

Durmadım, aradım... Yeni bir şeyi keşfeden bir kaşif gibi keşfettim seni beyazlıklarda... Bulmuştum seni... Bulmuştum ama yeni bir oyuna sürüklendi yüreğim....

Kovalamaç... Seni ebelemiştim ama sen kaçıyordun bu defa... Koştum arkandan... Yakalamak istercesine elimi uzattım... Sen elini çektin... Boşluğa düştüm o esnada... Tutacak bir dalım bile yoktu... Çağlayanlar gibi sularımı bıraktım uçuruma doğru... Yere her düştüğümde kalbim sızlıyordu... Akıp gidiyordum bilinmeyen haritalara...

Bütün coğrafyada, görmediğim her adada sana ulaşmak için koştum durdum... Ne okyanuslar geçtim bir bilsen...

Ve ben seni kayıp bir şehrin sisli bahçesinde yakaladım... Elim sende artık...

İşte en sevdiğim oyun buydu... Pollyanna`cılık oyunu...mutluydum... Çünkü sen vardın artık yanımda... Seni senle yaşamak, uykusuz gecelerimi paylaşmak çok güzel olsa gerek... Artık yazdığım şiirlerin bir nedeni vardı... Şiir yazabileceğim biri vardı... Sen vardın...

Şarkıların bile anlamı oluyordu sen varken... Gecenin rengi değişmişti... Gözlerine her baktığımda, elini her tuttuğumda bir gayemin olduğunu bilmek bir huzur veriyordu günlerime...

Ama bildiğim bir şey vardı... Her güzel rüyanın birde uyanışı... Bu oyunda bitiyordu yavaş yavaş...

Ben bir körebe ellerini bulmaya çalışıyordum yine... Karmaşık bir sona doğru adım attığımın farkındaydım... Seni kaybetmek istemiyordum... Gözlerim bağlı bile olsa seni bulmaya çalışıyordum... Solmuştu artık kelebek bakışlarım... Umudum bitmişti... Ve sen gittin...

Hangi oyundaydım bu defa... Yine hangi oyunun esiri olmuştum...sanırım yalnızlık oyunu olsa gerek... Ben yine odam da tek başıma... Soğuk duvarlara bakıyordum... Hayallerim kalmıştı bana senden arta kalan... Başımı yastığı her koyduğumda gözlerimden yaşlar damlıyordu...

Hani sevgiler yalan değildi... Hani aşklar hiç bitmezdi... Hani beni bırakmıcaktın... Yalandı demek... Sen bir pinokyo gibi kaldın benim için...

Bu yalnızlık oyunu bu kadar uzun mu sürecek... Nerde benim masal perim... O sihirli değneğiyle oyunu baştan başlatacak bir perim bile yok...

Artık ne bir saklambaç ne bir kovalamaç oynicak arkadaşım yok... Pollyanna olmak istiyordum ben oysa... Nerden bilirdim düşlerimin bir gün biteceğini... Nerden bilirdim körebe olacağımı...

Şimdilerde baş kahramanıyım sensizlik senaryolarının... Kendim yazdım birlikte oynadık.. Ama finalde yine tek kaldım... Bir film müziğim bile yok... Elimde kalan tek şey;

"hüzün kovan kuşu gelmiş
Gecenin yanağına konuvermiş"
"ay tenli aşık şarkıma
Karşılık vermiş"

Ben oyunlarımı "ay" ile
oynuyorum artık... O beni hiç bırakmıyor... Şarkılarımı dinliyor... Şiirlerimi okuyor...

Sen ise sadece "bir oyun"...

 

Sohbet Chat Host Kozmetik Murat kıran

Tasarım 2008 - 2009 ErdemAtes